İnsan deli de olsa, veli de olsa, aşık da olsa sokaktaki açın halini bilmezmi?. İşte bizim Deli Aşık'ta aynen böyle düşünüyordu.Azçok kitaplarda gördüğü "Kibritçi Kız" hikayesine üzülmüştü. Onun; zengin kim, aç kim, bilmeyen cimri bir abisi vardı. Abisi gibi bütün cimrilere bir şiir yazdı:
Açın halini bilmeyen,
Dolu dizgin afet görür.
Nefis, en büyük afettir.
Dünyada birçok aç varken,
Onlar afet peşinde.
Nefis, en büyük afettir.
Buram buram tüten yemek,
Andırır mal, mülk, zevk.
Nefis, en büyük afettir.
Göz kamaştıran takıları,
Andırır isyan-ı figanları.
Nefis, en büyük afettir.
Bizimkilerin ekmek telaşı,
Getirir akla açıklı, acımaklı.
Nefis, en büyük afettir.
Zemin sağlam değil ise,
Tahtaları eksik ise,
Çakılı çivi yoktur ise;
Bina çöker...
Gafil insan; mal, mülk arar.
Aşıklar doğru söyler!.
Gafiller de bulduğunu...
NEFİS, EN BÜYÜK AFETTİR!..
Oh, içimdeki durgunluk artık sona erdi. İlhamım yenilendi. Söyleyen, söyledi söyleyeceğini. Deli Aşık çoktan söyledi söyleyeceğini; "Açın, tokun, delinin, akıllının, gafilin" halini. Bundan çıkarsın herkes dersini. Nefs'e düşkün olma, nefisle düşüp kalkma!...
(Haluk Demir)